
| ANSAN’da Sekiz yıllık öykü! |
| Antalya Sanatçılar Derneği’nin düzenlediği Antalya Öykü Günleri’ nin sekizincisi Kasım ayı içinde yapıldı. Öykü Günleri’nin onur konuğu Füruzan’ın hastalığı nedeniyle katılamadığı Öykü Günleri’ne Ahmet Büke, Ahmet Tüzün, Cahit Çakcıl, Celâl Hafifbilek, Deniz Keskin, Kadir Yüksel, Kamile Yılmaz, Narin Karakaşlı, Neşe Karel, Refik Algan, Seray Şahiner katıldı. Üç oturum şeklinde gerçekleştirilen Antalya Öykü Günleri’nde öyküler okundu, Türk öykücülüğünün çeşitli sorunları ele alındı. 8. Antalya Öykü Günleri kapsamında Antalya Liselerarası Öykü Yarışması yapıldı. Yarışmada Karatay Lisesi öğrencisi Medine Akın birinci, Antalya Lisesi öğrencisi Burak Keskin ikinci oldu. Öykü Günlerinde konuşan öykücüler özetle şunları söyledi: NEŞE KAREL: “Almanya’da kaldığım yıllar aynı zamanda ülkemin dışında kendi başıma kaldığım yıllardı da. Gördüğüm insanların her birinin ayrı bir hikâyesi vardı. Bu hikâyeleri yaz- maya karar verdim. Almanya’ya ilk yolculuğumu kara trenle yaptım. Son yolculuğumda bindiğim tren beyazdı, kara trenin çıkardığı acı çığlığı çıkarmıyordu. Almanya’da yazdığım öykülerde bu acı çığlıktan esinler olduğunu sonradan fark ettim.” SERAY ŞAHİNER: “Kitabımı oluşturan öyküler bittiğinde 21 yaşındaydım. ‘Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nde dosyam ‘övgüye eğer’ bulunmuştu. O zamana kadar yayınevlerinin önünden geçmeye bile cesaret edemezdim. Kitabım ‘Can Yayınları’ndan çıktı. Kitabımın yayınlanmasında kitap dosyasının ‘dikkate değer’ gö- rülmesi etkili oldu. Ödüller, yayınevleri İstanbul’da olduğu için taşrada yaşayanların ürünlerinin yayınevleriyle buluşmasına, öykülerinin do- laşıma girmesine yardımcı olabilir.” KADİR YÜKSEL: “Batıda olduğu gibi bizde de edebiyatçılar ödüllendirildi. Ödüllendirilenler aynı zamanda cezalandırılabiliyorlardı da. CHP Ödülü alan Attilâ İlhan, CHP tarafından cezalandırıldı. Edebiyatçılar, ‘edebiyat kurumu’ tarafından olduğu gibi, edebiyatın içinde yer aldığı devlet tarafından da ödüllendiriliyor ya da cezalandırılıyor. Ödülleri de cezaları da kaldıralım, işi yapıta bırakalım. Cervantes örneğinde olduğu gibi öldükten sonra ‘ödüllendirilen’ eserlerin olabileceğini bilerek... Ödüller gençleri yazmaya özendiriyor. Öykü ödüllerinin çeşitlendirilmesi faydalı. Ne var ki ödül enflasyonunun kaliteyi düşürdüğü gerçeğini de unutmayalım. Ödülden daha çok ‘yarışma’ sözcüğüne karşıyım. Özendirmenin sonunda sel gidecek kum kalacak. O halde ödül değil metin önemli.” REFİK ALGAN: “Şiir ve öykü, nitelikli okur gerektiriyor. Bu nedenle okurları az. Edebiyat ödüllerini tartışacak edebiyat eleştirmenlerinin olması gerekiyor. Bizde yazar çok eleştirmen yok. Herkes vicdanıyla yazıyorsa edebiyat ödüllerine gerek olmayabilir. Vicdanlı jüriler olursa ödüller değerlendirmede bizlere yardımcı olabilir. Medyatik edebiyatla edebiyatı birbirinden ayırmak gerekir. Eleştirmen yerine medya patronlarının sözcüleri varsa buna karşı çıkmak gerekir. ‘Eleştiri kurumu’ eksikliğinden söz etmemiz gerekir. Yazar eleştirmenden ilerde.” |